26 Aralık 2014 Cuma

SAÇ YAPISI VE HASTALIKLARI

KUAFÖR ALIŞVERİŞ SİTEMİZ ==>www.kuafor.name

 1. SAÇ VE SAÇLI DERİ YAPISI VE

HASTALIKLARI

1.1. Saçlı Deri


1.1.1. Tanımı

Saçlı deri, iyi gelişmiş pigmentlerin oluşturduğu terminal kıllardan meydana gelen ve

kafatasını kaplayan bölgedir.




Resim 1.1: Saç görüntüsü

1.1.2. Yapısı

Saçlı deri üç kısımdan oluşmuştur:

Alt kısım

Orta kısım

Üst kısım







Üst kısmı saçlı deriyi ilgilendirmektedir. Derinin dış koruyucu tabakasıdır. Ölü deri

hücrelerini kaybetmek suretiyle kendisini sürekli olarak korumaktadır. Bu olay çok fazla

düzeyde gerçekleştiğinde “kepeklenme” adını verdiğimiz sonuç ortaya çıkar.

Saç keratin adında ölü bir yapı olan bir proteinden oluşmaktadır. Bu da saçın içersinde

hiçbir sinir ucu bulunmaması ve böylelikle saç kesilirken ya da kimyasal maddeler

uygulandığında herhangi bir acı duyulmaması anlamına gelmektedir.

Birisinin saçımızı çektiğinde hissedilir. Saç derinin içersinde bulunan ve saç folikülü

adı verilen çok küçük bir kesecik içinde oturur, deriye kökünden bağlıdır. Saç teli köküne

sinir uçları bağlı bulunduğundan saç çekildiğinde ya da dimdik olduğunda bu sinirler

aracılığıyla bunlar hissedilebilir. Saç köküne bağlı olan “arrektor pili” (ürperme kası) kası

gerildiğinde saç teli dikleşir. Yağ bezi de saç folikülüne bağlıdır.

Saçın doğal yapıda nemlendiricisi olan sebum’u üretir. Sebum saç kökü çevresinden

deri yüzeyine doğru uzar.


Şekil 1.1: Saçın yapısı

a) Yağ keseciği b) Saç keseciği

c) Saç kökü d) İç kök tabakası

e) Dış kök tabakası f) Saç kılıfı

g) Matriks h) Kıl papillası


1.1.3. Saçın Dokusu

Kalın telli saç

İnce telli saç

Normal telli saç




5

Şekil 1.2: Saçın dokusu


1.1.4. Saçın Cinsi


1.1.4.1. Yağlı (Sebore)

Yağlı baş derisi genellikle cildi yağlı olan kişilerde bulunur. Yağ keselerinin fazla

çalışmasından dolayı saç dipleri yağlanır.


Resim 1.2: Yağlı saçın görüntüsü

6

1.1.4.2. Kuru (Hassas)

Kuru baş derisi genellikle cildi kuru olan kişilerde bulunur. Ayrıca saç kozmetik

ürünlerinin yanlış seçimi ve/veya yanlış kullanımı baş derisini kurutur ve hassaslaştırır.

Problemli baş derisi, saç dökülmeleri ve yıpranmış saçları sağlıklı duruma getirebilmek için

bakım ürünleri vardır.


Resim 1.2: Kuru saçın görüntüsü



1.1.4.3. Kepekli

Kepek çok kimsenin şikâyet ettiği bir husustur. Vücuttaki bazal hücrelerin normalden

fazla çalışması sonucu kepeklenme ortaya çıkar. Vücut, ölen hücreleri daima dışarı atar. Bu

durum baş derisinde fazlaca olursa kepek denilen şey ortaya çıkar. Bilim adamları, iki tür

kepek olduğunu söylüyorlar. Biri pul pul görünümlü, kuru bir kepek, diğeri baş derisine

yapışmış yağlı kepektir.




7

Resim 1.3: Kepekli saçın görüntüsü



1.1.4.4. Natürel

Doğal görünümlü, sağlıklı olan saçtır.


1.1.5. Saçın Durumu

Boyalı ve hassas

Meçli-röfleli

Dekolereli veya çok hassas

Gözenek durumu

Esneklik durumu

Kırık saç uçları



8

Resim 1.4: Sağlıklı, aşınmamış bir saç telinin düğümlenmiş şekilde 400 misli büyütülmüş




görünümü

Resim 1.5: Resimde 400 misli büyütülmüş saç teli bakımsızlıktan dolayı yıpranarak doğal


özelliğini yitirmiş olan saçın görüntüsü


Resim 1.6: Bir saç telinin ortadan ikiye ayrıldığında ve 400 misli büyütüldüğünde saçın içinde



birçok lifin görülmesi
9
Resim 1.7: Yıpranmış saçların durumu
10
Değişik işlemler sebebiyle şekil değiştiren saç görüntüleri

Oluş Sebebi Tedavi Şekli

Bu durum saçın keratin yapısının

değişmesiyle ortaya çıkar.

Hafif asit içeren besleyici bileşikler, lecithin,

yağ kürleri (badem yağı), keratin içeren saç

kozmetik ürünleri kullanılır.

Saçın büyüme bozukluğu sık sık görülür. Bu

durum kendinden olacağı gibi permanant ve

diğer kimyasal bileşimi olan boya, dekolore

gibi işlemler de yol açabilir.

Saç mümkün olduğu ölçüde kesilmelidir.




Hafif asit içeren saç kozmetik maddeleri (saç

bakım kremi) kullanılır.

Bu durum saçın doğal yapısındandır. Bu saçın bozuk oluşu doğal yapısından

dolayı olduğu için tedavisi yoktur.

Güneş ışınlarının rengi emmesi, dekolore,

boya, permanant ve yıpratıcı etkenlerdendir.

Yağlı maddeler (badem yağı), kür kremleri

kullanılır. Buhar banyosu yapılır. Bu

durumdaki saça perma yapılırsa kopabilir.

Şiddetli güneş, fazla ısı, tuzlu deniz suyu ve

bütün kimyasal işlemlerden dolayı bozulur.

Güneşin yıpratıcı etkilerinden koruma ile

kaliteli saç bakım kremleri ve buhar banyosu

Saçın bilinçsiz olarak döndürülmesi,

mizanpli sarışlarında ucun katlanması ve

kimyasal işlemler




Tedavi edilemeyecek kadar bozuk olan

kısımlar kesilir, temizlenir. Yıpranmış

saçlarda uygulanan tedavi şekli bu saçta da

aynen uygulanır.

Dekolore ilacını bilinçsiz olarak kullanmak,




oksijen volümünü yüksek kullanmak ve

açma işleminin sık sık yapılması



Hafif asit içeren saç kürü kremleri, lecithin,

yağ müstehzarları içeren karışımlar

uygulanır.

Bu saç fazla yıprandığından dekolore

yapılmaz. Permanant yapımında ise ilaç

hafifletilerek (saf su ile) kullanılır.

Bu saçın dış yüzeyi artık özelliğini

kaybetmiştir. Sebebi de fazla dekolore

yapılmış olmasıdır. Tedavisi mümkün

olmadığından kesip kısaltmak gerekir.

Yanlış permanant sarılışı, yanlış ayrım ve

permanant lastiklerinin sıkı olup iz

bırakması, fazla sıcak (fön ve maşa)




etkisinden

Bu tür saç bozukluklarının fazla bir tedavisi

yoktur. Çok bozuk kısımlar kesilir. Diğer

taraflarına saçın yapısını düzeltecek




müstahzarlar tatbik edilir.


11

1.2. Saçlı Deri Hastalıkları


1.2.1. Enfeksiyon Hastalıkları

Tinea kapitis(saç mantarı)(saç kıran)

Favus(Kellik)

Kerion celsi

Pedikülasis (parazit) bit, sirke

Bakteriyel



1.2.1.1. Mantar

Çocuklarda çok daha yaygın görülen kafa derisinin bu mantar formu genellikle M.

kanise bağlıdır. Kafa derisinin stratum korneumu ve saçı çevreleyen epiteli tutan bu form




(ektotriks enfeksiyonu) kafa derisinde pembe pullu lezyonlar ve saç tellerinin gövdesinde

kırılma yaparak saç dökülmesine neden olur. Tarak paylaşımıyla çok kolay yayılır.

Enfeksiyon alanları bazen uzun dalga UV ışığı (wood ışığı) altında açık yeşil floresan bir




renk verir.

“T. schoenleini”nin yaptığı başka bir tinea kapitis formunda mantar saç teli gövdesinin

iç kısmını tutar (endotriks) ve şişme, iltihaplanma ile skar (iz ) bırakabilen yoğun yangıya




neden olur.

Resim 1.8: Tinea kapitis

1.2.1.2. Favus (Kellik)

Bir arada yaşama, kötü hijyen koşulları ve kötü beslenme, favusu hazırlayan

faktörlerdir. İnsandan insana geçer. Hayat boyunca devam eder. Devamlı saç kaybı ve saçlı

derinin atrofik sikatrisi alışılmış şeklidir.




Favus daha çok T. schoenleinii, bazen de T. violaceum ile meydana gelmektedir.

Klinik olarak ortasında kırık bir saç olan, fincan biçimli sarı-yeşil mercimek büyüklüğünde

godet(scutulum) denilen kabuklardan oluşur. Atrofik sikatris, cılız, gri-beyaz, normal

uzunlukta saçlarla karakterizedir. Fare veya kedi idrarına benzer özel bir kokusu bulunan




12

skutulum, kuru, çabuk kırılabilen, saf bir mantar kültüründen ibarettir. Kaldırıldığında

altında nemli, düz, parlak, gergin ve atrofik bir deri bulunduğu dikkati çeker. Atrofinin

nedeni henüz açıklanamamıştır. Bir görüşe göre skutulumun yaptığı basınca, diğer bir görüşe

göre ise mantarın deriye verdiği toksinlere bağlanmaktadır. Favusta başın bütün çevresinde

sağlam bir saçlı deri bölgesi kalması, çoğu kez gözlenen bir olaydır.

Yukarıda özellikleri belirtilen klasik klinik şeklin dışında, favusun atipik şekilleri de

bulunmaktadır. Atipik şekillere %5 oranında rastlanır. Kabuklu ve cerahatli olanı impetigoya

benzediğinden “favus impetigoid”, psoriasise (sedef) benzeyen şekline “fanus pitiroid” ve

alopesik (dökülme) olanına da “favus alopesik” adı verilmektedir.

Favus, bütün vücuda yayılabilir. Vücutta ya baştaki gibi skutulumlarla karakterize

veya tinea korporisi andıran şekilde değişikliklere neden olmaktadır.




Resim 1.9: Favus

1.2.1.3. Kerion Celsi (Tinea Kapitis Profundus)

Tinea kapitise iltihabi değişiklikler eklenince adeta bir tümör görünümü ortaya çıkar.




Buna “Kerion” denir.

Kerion celsi 15–20 cm çapta, deriden kabarık, ağrılı, üzeri püstüllü, pis kokulu,

akıntılı, bir veya daha sayıda plaklar hâlinde görülür. İkincil infeksiyona bağlı olarak

sikatrisyel alopesi meydana gelir. Bu plakların üzerindeki kıllar kendiliğinden dökülür.

Kalan kıllar cımbızla çekilirse yağdan kıl çeker gibi kolayca ve ağrısız olarak kıllar çıkar.

Başlama nedeni olarak mantara karşı oluşan alerjik duyarlanma gösterilir.




Resim 1.10: Kerion celsi

13

1.2.1.4. Pedikülasis (Parazit) (Baş Biti)

Kaşıntı sonucu oluşan sıyrıklarda kabuklanma ve içeriği ile yeni bir enfeksiyon

gelişebilir ancak enfeksiyon gelişmezse deride sadece kaşıntının izleri ve kırmızı papüller

görülür. Saçların incelenmesiyle saç tellerin gövdesine yapışık bit yumurtaları görülür.

Dikkatli bir gözlem ile 1 mm’den küçük, gri veya beslendikten sonra kırmızı renkte olan

erişkin bitler de görülebilir. Hareket ettiğinde bir “mobil kepek” izlenimi verir.

Tanıyı doğruyabilmek için bit veya saç gövdesine yapışık olan sirke mikroskobik




olarak tespit edilmelidir.

Resim 1.12: Saç yüzeyinde dolaşan bir bit




Resim 1.11: Pediculosis capitis (yumurtalar ya da sirkeler)

1.2.1.5. Bakteriyel

Çıban, çıbanlar, saç folliküllerine girince başlayan, stafilokok bakterisinin sebep

olduğu iltihaplı noktalardır. Çıban geliştikçe iltihaplı, ağrılı bir şişliğin ortaya çıkmasına

sebep olduğu iltihaplı noktalardır. Çıban geliştikçe iltihaplı, ağrılı bir şişliğin ortaya

çıkmasına sebep olacak şekilde daha fazla kan bu bölgeye ulaşır. Berber kaşıntısı olarak da




bilinir.

Resim 1.13: Çıban

14

1.2.2. Saç Dökülmesi (Alopesi)

Telojen effluvium (strese, bazı ilaçlara, bazı hastalıklara, doğum, dengesiz

beslenme vb. bağlı saç dökülmesi)

Androjenik alopesi (erkeğe has saç dökülmesi)

Alopesi areata (saçlı derideki yer yer saç dökülmesi, saçkıran)

Traksiyon alopesi (kalıcı saç dökülmesi)

Konjenital alopesi (kalıtımsal hastalık nedeniyle saç dökülmesi)

Patern alopesi ( bir bölgedeki saç dökülmesi )

Skar oluşturan alopesi (yaraya bağlı saç dökülmesi)



1.2.2.1. Telojen Effluvium ve Gebelik

Gebelik sonrası telojen effluvium fonksiyonel olarak gecikmiş anajen fazın (ilk evre)

en çarpıcı örneğidir. Yapılan çalışmalar gebeliğin son döneminde telojenin (dinlenme evresi)

iyice azaldığını göstermiştir. Gebeliğin son döneminde anajen oranı %95’e kadar çıkabilir.

Doğumdan sonra genellikle (2 ve 3 ay sonra) anajen saçlar telojen saça döner ve saç




dökülmesi belirgin hâle gelir. Normal saç dökülmesinden 2–3 kat daha fazla saç dökülür. Bu

süre genellikle 2 veya 3 ay sonra başlar ancak 6 aya hatta 1 yıla kadar uzayabilir.

Telojen effluviuma ilaçlar, kaza ile bulaşma sonucu alınan selenyum ve arsenik,

biyotin yetmezliği, damardan beslenme ve aşırı çiğ yumurta akının alımı da sebep olabilir.

Diyaliz hastalarında görülebilir.



1.2.2.2. Androjenik Alopesi

Androjenik alopesi erkeklik hormonu olan androjenler tarafından etkilenen, genetik

olarak yatkın olan kişilerde genellikle ergenlik sonrası dönemde 20’li 30’lu yaşlarda ortaya

çıkan ve öncelikle alın bölgesindeki saç çizgisinin çekilmesi ile sonra da tepe bölgesinin

incelip açılmasıyla ortaya çıkan durumdur. Birçok isim verilmesine rağmen en sık kullanılan

isimler androjenik alopesi, male patern alopesi (erkeklere has saç dökülmesi), olağan kellik

gibi isimlerdir. Tüm kafayı kaplayabileceği gibi büyük sıklıkla şakaklar ve ense bölgesini

tutmaz. Bir hastalık olarak kabul edilmez, onun yerine erkeklerin karakteristik yapısı olarak

kabul edilir. Kadınlarda da androjenik alopesi oluşabilir ancak oluşma şekli farklıdır.




Resim 1.14: Androjenik alopesia

15

1.2.2.3. Alopesi Areata

Alopesi areata (doğuştan), saçlı deride keskin sınırlı saç kaybına neden olan saç

folliküllerin bir otoimmün(bağışıklık sistemi) hastalığıdır.

Alopesi areata çok hızlı başlayarak bir veya iki bölgede yuvarlak alanlar şeklinde saç

dökülmesine neden olur. Tutulan alanda saçlar tamamen dökülene kadar saç kaybı birkaç




gün veya hafta devam eder.

Resim 1.15: Alopesi areata

1.2.2.4. Traksiyon Alopesi

Devamlı saç çekmeleri etkilenen alanların saç kaybına neden olur. Örneğin, saçları

düzleştirmek için bazı aletler kullanıldığında görülür. Bu durum, küçük çocukların kafalarını

devamlı yastığa sürtmesine bağlı da oluşabilir. Bazen hastalar saçlarını şiddetle çeker ve

dökülmelerine neden olurlar. Bu garip davranışın nedeni bilinmez. En önemli ayırıcı tanı

alopesi areatadır.




Resim 1.16: Traksiyon alopesi

16

1.2.2.5. Konjenital Alopesi

Konjenital alopesi tek başına görülebilir veya diğer konjenital hastalıklarla beraber

bulunabilir. Bazen kafa derisinde saç gelişimi çok yavaştır. Saç yoğunluğu düşüktür. Tepede

saç kaybının olduğu skarlı bir bölgenin varlığı, konjenital alopesinin nadir görülen başka bir




tipi olabilir.

Resim 1.17: Konjenital alopesi

1.2.2.6. Patern Alopesi

Daha çok erkeklerde görülen ve yaygın saptanan bir alopesi formudur. Kafa derisinin

belli bölgelerinde simetrik olarak gelişen ve bazı hastalarda tamamen saç kaybına neden

olabilen baskın geçişli ve ilerleyici bir hastalıktır.




Resim 1.18: Patern alopesi

17

1.2.2.7. Skar (İz) Oluşturan Alopesi

Kafa dersinde follikül kaybı yapabilen herhangi bir yangılı süreç, etkilenen alanlarda

kalıcı saç kaybına neden olur. Mekanik travma, yanıklar, bakteriyel enfeksiyonlar ve ağır

yangılı tinea kapitis, kalıcı saç kaybı ve skar oluşturacak kadar hasar yapabilir.

Genellikle etkilenen alanda skar oluşumu ve follikül açılım deliklerinin kaybı olur.

Kalan birkaç follikülde ise şekil bozulur ve genişleyerek içinden çok sayıda saç çıkar. Bir

diğer hastalıkta ise psödopelad olarak bilinen garip ve açıklanamayan bir skar oluşumu

vardır. Bu durum, yangılı olmayan ve küçük yuvarlak skarlı ve saçsız alanlarla




karakterizedir.

Resim 1.19: Skar oluşturan alopesi



1.2.3. Seboreik Dermatit ve Psoriasis


1.2.3.1. Sebore

Derideki yağ bezlerinin çalışma bozukluğu nedeniyle meydana gelen kepek yani

“Sebore” hastalığı da bir deri hastalığıdır. Kalıtımla ilgilidir. En çok erkeklerde görülür.

Saçın derisi pul pul kabarır.



1.2.3.2. Seboreik Dermatit

Bu yaygın egzematöz hastalık karakteristik olarak fleksiyon bölgelerinde, gövdenin

orta kısımlarında ve saçlı bölgelerde görülür. Hastalığın bu bölgelerdeki normal deri

florasının aşırı çoğalmasına bağlı olarak geliştiğine inanılmaktadır.

Etkilenen bölgelerde pullu, akıntılı veya kabuklu olabilen kırmızı ve kaşıntılı

lezyonlar görülür. Bu durum yavaşça geliştiğinde pullanma daha yaygın olarak ortaya çıkar.

Saçlı deride beliren “kepek” örneğinde olduğu gibi hafif pullanma eritem olmadan bile

seboreik dermatit görülebilir. Ağır olgularda kaşlar da etkilenebilir.




18

Resim 1.20: Seboreik dermatitte sık tutulan bölgeler, seboreik dermatite bağlı kulakta pullanma



1.2.3.3. Psoriasis

Psoriasis nedeni bilinmeyen ve genetik yönü olan yangısal bir hastalıktır. Dizler,

dirsekler ve saçlı deri çok sık tutulur. Tipik lezyonlar kırmızı, deri kalkık, pullu ve/veya

sınırlıdır.


Resim 1.21: Saçlı deri kenarlarında psoriasis


1.2.4. Viral Hastalıklar


1.2.4.1. Siğil

Cilt hastalıklarındaki özelliklere sahiptir.


Resim 1.22: Siğil

19

1.2.5. Pigmentasyon Bozuklukları

Saçın rengi, bulbustaki melanositler tarafından sentezlenen melanin pigmenti

tarafından sağlanır. Saçın grileşmesi ya da ağarması, bulbusdaki melanositlerin sayılarının

azalmasına bağlıdır. Yaşam boyunca edinsel olarak saçın grileşmesi veya beyazlaşması

olağan bir gelişim olduğundan fizyolojik olarak kabul edilebilir. Beyaz ırkta bu durumun 20

yaşın altında başlaması ise anormal olarak değerlendirilir.

Erken beyazlanma ailesel bir eğilimle olabilmektedir, ayrıca bazı sendromlara eşlik

edebilmektedir. Süratli beyazlaşma akut ateşli hastalıklarda, hipertiroidi gibi ağır endokrin

bozukluklarda, yoğun ruhsal streste, pernisiyöz anemi, malnütrisyon ve malign tümörlerde




görülebilmektedir.

1.2.5.1. Vitiligo

Cilt hastalıklarındaki özelliklere sahiptir.




Resim 1.23: Vitiligo

1.2.5.2. Albinizm

Cilt hastalıklarındaki özelliklere sahiptir.




Resim 1.24: Albinizm

20

1.2.6. Doğumsal


1.2.6.1. Saçın Yapısal Bozuklukları

Kılın yapısal bozuklukları oldukça sık olarak görülmektedir. Kalıtsal veya edinsel

olabilen bu bozukluklar kimi zaman altta yatan bir başka hastalığın göstergesi de olabilir.

Saçlarda çeşitli çevresel faktörler veya fiziksel ve kimyasal kozmetik faktörlerin etkisiyle bir

takım hasarlanmalar ortaya çıkabilmektedir. Aşırı saç şekillendirme işlemleri, yıkama,

friksiyon, güneş ışınlarına aşırı maruz kalma, rüzgâr, su ile aşırı temas saçta hasar

oluşturabilir. Bu bozuklukların tanısı dikkatli bir klinik muayenenin yanı sıra, saçların ışık




mikroskobunda incelenmesiyle kolayca konabilir.

Pili annulati: Saçta koyu ve açık renk bantlarının bulunmasıdır. Açık renk,

korteks ve medulladaki hava boşluklarının refleksine bağlıdır. Saçlarda frajilite

(kırılganlık) vardır. Otozomal dominant geçişlidir.

Moniletriks: Kıl gövdesinde düzenli aralıklarla tekrarlayan incelmelerin

olduğu, otozomal dominant karakterli bir yapım kusurudur. Bu incelme

yerlerinde medulla bulunmaz. İnce bölgeler açık renkli görünür. Saçlar, saçlı

deriye yakın bölgelerde kırılır.

Pili torti: Kıllar, yassılaşmış, uzun eksenleri etrafında 180 0C torsiyone

(dönmüş) olmuş ve kırılganlıkları artmıştır. Birlikte diş bozuklukları, tırnak

hastalıkları, mental gerilik de görülebilir. Genellikle otozomal dominant kalıtsal

geçiş görülür.

Trikoreksis nodoza: Kıl sapı boyunca küçük, teşbih tanesi şeklinde nodüller

vardır. Saçlar kolaylıkla kırılır. Nodüller mikroskopta incelenirse iki süpürgenin

birbirine geçmesi gibi bir görüntü vardır. Başlıca etken travmadır.

Trikoptilozis: Kılın distal ucunun longitüdinal ( uzunlamasına) yarılmasıdır.

Travmaya bağlı olarak gelişir.

Trikoreksis invajinata (bambu saç): Kılda nodüler bir kalınlaşma vardır,

çanak tarzında genişleme gösteren kıl sapı, çomak şeklindeki distal parçayı

sarar. Mikroskopide birbirine geçmiş bambu kamışı görüntüsü izlenir. Saçlar

soluk, mat ve frajildir. Çoğunlukla ihtiyozis linearis sirkumfleksada görülür.

Pili Bifurkati: Saçlar bifurkasyon ( çatallanma ) gösterir.

Yün Yumağı Saçı: Saçlar bir yün yumağı görünümündedir. Siyah ırkta doğal

olarak kabul edilirken beyaz ırkta anormal olarak değerlendirilir. Lokalize

(bölgesel) veya jeneralize (genel) olabilir, genellikle kalıtsaldır.




21

Taranamayan saç sendromu (pili trianguli et kanalikuli): Enine kesitte

üçgen, oval veya böbrek şeklinde olan saçlardır. Saçlar genellikle sarı, kuru,

kabadır; taranarak yatırılması mümkün değildir. Çoğunlukla üç yaş civarında

farkedilir, geç çocukluk döneminde spontan (kendiliğinden) iyileşme görülür.


Resim 1.25: Saçın yapısal bozuklukları


1) Normal kıl, 2) Pili annulati, 3) Moniletriks, 4) Pili torti, 5) Trikoreksis nodoza, 6)




Trikoptilozis, 7) Psödomoniletriks, 8–9) Trikoreksis invaginata, 10) Pili bifurkati

1.2.7. Alerjik Kontakt Dermatit

Alerjik kontakt dermatit bir ajanla temas olduğunda gecikmiş tip aşırı duyarlılık




reaksiyonu sonucu deride görülen egzematöz bir döküntüdür.

“Alerjenle” deri temasının olduğu yerlerde döküntüler gelişir. Ancak bazen,

bilinmeyen nedenlerden dolayı bu sınırların dışına da çıkar. Reaksiyonun şiddeti ve hızı

kişiye göre çok değişkendir. Çok akut olduğunda sorumlu madde ile temastan birkaç saat

sonra reaksiyon oluşur. Bunun gibi reaksiyonlar (örneğin Amerika’da sık görülen zehirli

sarmaşık) temas durumunda oluşur. İlk başta kaşıntı olur ve etkilenen alan kızarmaya,

şişmeye ve vezikül oluşturmaya başlar. Daha sonra alan pullanır ve fissürler oluşur.

Çok sayıda madde, alerjik kontakt dermatit yapabilir. Nikel dermatiti en yaygın

görülenlerindendir. Birleşik Krallık’ta kadınların %5’i nikele duyarlıdır. Duyarlı kişiler,

nikelin bulunduğu paslanmaz çelik maddelerini kullanamaz ve çelik düğmeler altında

döküntü gelişebilir. Nikele duyarlı olanlar “dikromat” ve diğer kromat tuzlarına karşı da

reaksiyon geliştirebilir.

Diğer örnekler, silgideki kimyasal maddeler [örneğin merkaptobenztiazol (MBT) ]

tiuram ve formalindir. Bazen alerjiler boyalara karşı da gelişebilir. Boyalara karşı alerjileri

olan kişilerin giydikleri elbiseleri de dermatit yapabilir. Lanolin (koyunyünü yağı, birçok

krem ve merhemde bulunur) ve parfümler de kozmetik kullanım sonrası alerji yapabilir.




Etilendiamin, vioform, neomisin ve lokal anastezikler de bazen tropikal krem veya merhem

kullanımından sonra dermatit(egzama) yapabilir. Boyalar (siyah saç boyası

parafenilendiamin gibi) da kontakt dermatit(temas egzaması) yapabilir. Bazı maddeler

duyarlılık oluşturduklarının bilinmesinden dolayı genellikle tropikal olarak kullanılmaz.

Örneğin, penisilin ve sulfanomidler




22

Resim 1.26: Parafenilendiamin saç boyasına bağlı gelişen alerjik kontakt dermatit


1.2.8. Saç Gövdesi Hastalıkları

Saç gövdesi hastalıkları konjental veya çoğunlukla sonradan olabilir. Bütün uzun

saçların uç kısımları iklimsel özelliklere, devamlı yıkamaya ve sürekli taramaya bağlı olarak

kırılabilir.

Parmaklar arasında saçları bükmek ve obsessif (sık tekrarlayan ) bir şekilde saçlarla

uğraşmak, trikoreksis nodoza olarak bilinen özel tip mikroskobu ve elektron mikroskobu

kullanılarak saç gövdesinde genişlemeler (düğümler) saptanır. Bu düğümler, kopar ve

saçaklanma benzeri bir görünüm alarak “boyama fırçasışeklinde uçlar bırakır. Bu durum,

saç kırılmalarına ve hatta saç kaybı şikâyetlerine neden olur.




23

Resim 1.27: Trikoreksis nodozanın elektron mikroskobunda saptanan saç gövdesindeki fırça


benzeri kırılma


Resim 1.2: Moniletrikste saç gövdesinin fuziform genişlemesi ve incelmesi


1.3. Saçlı Deriye Kan Temini (Beslenmesi)


1.3.1. Kan Damarları

Dermiste birçok kan damarı bulunur. Bazı kapillerler saç köklerine besin getirmek için

saç papillası içine doğru uzanır. Diğerleri ter içinde uzaklaştırılan artık ürünleri getiren ter

bezleri çevresine uzantı yapar. Yüzeye yakın kan damarları vücut fazla ısındığı zaman

genişlemiş hâle gelebilir. Deri kızarır ve radyasyon, ısının deri çevresindeki havanın




kaybedilmesine sebep olur.


24

Isı kondüksiyonu (ısının taşınması) ısının deriyle temas eden giysilere ve diğer

cisimlere geçişiyle meydana gelir. Konveksiyon (dağılım) deriyle temas eden hava akımları

yoluyla ısı kaybına sebep olur.

Vücut soğuk olduğu zaman derideki kan damarları kasılır. Böylece kan damarları

yüzeyden uzaklaştığı için radyasyon ve kondüksiyon ( iletim ) azalır. Deri daha soluk

görünür. Akciğerlerden sıcak hava verildiği zaman idrar ve dışkı atıldığı zaman ısı

kaybedilmesine rağmen terleme sabit vücut sıcaklığını sağlayan ve kontrol eden temel




yöntemdir.

Saç folikülleriyle birlikte bulunan küçücük arrrektör pili(ürperme) kasları deri soğuk

olduğu zaman kasılabilir. Kasılma az miktarda ısı meydana getirir ve derinin sivilce gibi

diken diken olmasına yol açar. Bu kasların kasılması korku hâlinde folikülün pozisyonunu

değiştirerek tüyleri ucundan dikleştirir.

Yalıtkan bir deri altı yağı tabakası deriyi altındaki kaslardan ayırır.


Resim 1.29: Kan damarları


1.4. Saç ve Saçlı Derinin Sağlığı

Saç sağlığı denilince saçlı derideki 100.000 adet veya daha fazla kıl yapısının genel

durumundan bahsedilmektedir. İyi durumdaki saç kendini hemen belli eder. Parlar, kolay

şekil alır veya yalnızca iyi görünür. Kozmetik uygulamalar ve fiziksel faktörlerin yanı sıra

iyi beslenememe, anemi, uzun süreli açlık, protein eksiklikleri ve hormonal bozukluklar gibi

sistemik hastalıklar sonucu saç sağlığı kaybedilebilir. Yaşlanma da saçlarda değişikliklere

neden olur. Uzama hızı ve saç miktarı yaşla azalır, ancak saçın yapısal özellikleri yaşlılarda

genellikle normaldir. Parlaklık, saç sağlığının en önemli göstergelerinden birisidir. Işığın

yansımasını sağlayan bu özellik, kıl gövdesindeki kutikülanın sağlamlığı ile ilişkilidir. Eğer

kutiküla sağlam ise saç korteksi ısı veya kimyasal maddelerden etkilenmemişse ve saç

yağlanmamışsa saç iyi durumdadır ve parlar. Saçlar uygun şampuanlarla yıkanır ve uygun

şekilde bakılıp uçları düzenli olarak kesilerek kırıklar engellenir. Sık olarak perma

yaptırılmazsa ve saç boyama işlemlerinde belirli sıralar takip edilirse uzun süre sağlıklı

kalabilir. Kıl kutikülası zarar görmüşse saçın bu kısmı cansız kepeklerden oluştuğu için tamir

etmek zor olur. Saçların saçlı deriden ilk çıktıkları yerlerde kutiküla, yaklaşık on kat kepek

tabakasından oluşur. Bu kepek tabakası 3-4 m kadardır ve uzun süre (6 yıl) kılı korur.




25

Zamanla bu kepekler yıpranmaya başlar. Aslında doğal olan bu süreç, friksiyon, güneş ışığı,

kimyasal maddeler, deniz suyunun tuzu, ıslanma-kuruma, yüksek ısılı kurutucular

kullanılması ve saçın uzatılması gibi durumlarda hızlanır.

Kıl döngüsünün telogen veya erken anagen fazlarında dökülmeden önce kıllar kutiküla

ve ardından da kortekste kırılmalar gösterir. İnvivo (canlı) ve invitro (cansız) çalışmalarda,

saçların taranma, fırçalanma, soldurma ve perma uygulamaları sonrasında yıprandığı

gösterilmiştir. UV ve ıslanma gibi faktörler de yıpranmada etkilidir. Anagen fazın uzun

olması, fiziki ve kozmetik uygulamaların daha sık olması nedenleriyle saçlarda, vücudun

tüm diğer kıllarından daha derin kutikülar ve kortikal dejenerasyonlar görülür. Saçın

kimyasal yapısına en çok hasar veren işlem kalıcı dalgalardır. Bu işlem için önce disülfür

bağları kırılır, daha sonra nötralizasyon işlemi sırasında dalgalı görünümü sağlayacak bağlar

yeniden oluşturulur. Bu nedenle sık tekrarlanmamalı ve işlem sonrası saç bakımına özen

gösterilmelidir. Boyalar ve renk açıcı işlemler de saçın kimyasal yapısına hasar verir.

Boyanın etkili olabilmesi için kutikülaya penetre olması ve kortekse girerek etkili olması

gerekmektedir. Çeşitli derecelerde saç hasarı kaçınılmazdır. Kozmetik işlemler saçlı deri

içerisindeki kıl foliküllerini etkilemez ancak kimyasal yanıklar gelişirse folikül hücreleri

etkilenerek kıl kaybına yol açabilir. Şampuanlama işleminin kendisi saçlarda hasara neden

olmaz çünkü şampuanlar kutikülayı uzaklaştırmaz.

Güneş ışığı ile kıllarda renk açılması olmaktadır. Doğal olarak daha az miktarda

melanin içeren kıllarda yıpranma daha az olur. Güneşe maruz kalan bölgelerde kıllar güneşle

solabilir. Çok koyu renk saçlarda renk açılması daha belirgin olur. Güneş ışığı, saç kuruluğu,

yapıda kabalaşma, gerilimde azalma, kolay kırılabilirlik, renk, nem ve parlaklık kaybı

yapabilir. Kahverengi saçlarda, eumelanin pigmentinin güneş ışınları etkisi ile oksidasyonu

sonucu, renk solması gerçekleşir.


1.5. Saç Sağlığını Etkileyen Sebepler

“Saçlar sağlığın aynasıdır” sözü çok yerinde söylenmiştir. Çünkü insanın fiziksel ve

ruhsal sağlığına, hatta kişiliğine önemli etkisi olan saçların da sağlıklı olmaya ve ciddi bir

bakıma ihtiyacı vardır.

Saçlar pek çok şeyden etkilenir. Bunları şöyle sıralayabiliriz:

Genetik faktörler: Genetik, anne, baba, kardeş ve yakın akrabalarıyla olan kan

bağı benzerliğidir. Buna soya çekim de denir. Aile fertlerinde ve yakın

akrabalıklarda sima (yüz) benzerliği, saç yapısı (ince telli zayıf veya kalın telli

gür, düz ya da dalgalı) göz rengi gibi benzerlikler görülür. Saçtaki genetik

farklılık her insanın doğal yapısından kaynaklandığı için sonradan önemli bir

değişikliğe uğramaz.

Çeşitli hastalıklar: “Geçici saç dökülmesi” başlığı altında saç dökülmesine

sebep olan hastalıkları saydık.




26

Hormonal dengesizlik: Kadın ve erkeklerde belli bir yaş döneminden sonra

gebelik ve lohosalıkta meydana gelen “hormonal dengesizlik”ler saç




dökülmesine tesir etmektedir.

Yanlış beslenme: Vücudun ve bilhassa saçın beslenmesi için gerekli olan A, B,

C, D ve E vitaminlerini ve bazı mineralleri yeteri kadar almayan kimseler ile

diyet veya zayıflama rejimini yanlış yapanların saçı zayıflar ve dökülür.

Güneş ve deniz suyu: Aşırı güneş ışınları, denizin tuzlu suyu, havuzlardaki

klorlu sular, hava ve çevre kirliliği, saçların kalitesini bozar. Matlaştırır, cansız

bir görünüme sokar. Uçları çatallaşıp kırılır ve dökülür.

Aşırı yorgunluk ve stres: Aşırı yorgunluk ve stres, insan vücudundaki bütün

organları önemli şekilde etkiler. Sinir sistemi ve kan dolaşımının etkisinde olan

saçlar da zayıflar ve dökülme görülür.

Kış mevsiminde, kapalı yerde: Kışın kapalı yerlerde hareketsiz yaşantı, kuru

ve kalorisi fazla ağır gıdalar, vücudun bazı organlarında rahatsızlık yaptığı gibi

derinin ve saçın ihtiyacı olan hayat suyunun kaybına ve kan dolaşımının

yavaşlamasına sebep olacağından saçın gelişip büyümesine engel olur.

Yanlış bakım: Bazı kimseler saç bakımına önem verdikleri zannederler ama

saçları için çok önemli olan şampuan seçiminde, fırça ve tarak konusunda fazla

bilgileri olmadığı için yanlış seçim yaparlar. Kalitesiz şampuan, sert ve naylon

fırça ile bozuk ve kırık dişli tarak saçları bozar, matlaştırır, kurutur kırılmasına

sebep olur. Sanayi ürünü sert ve kalitesiz şampuan, saçın öz yapısını ve saçlı



deriyi bozar, bazen alerjik durumlara da yol açar.

1.6. Saç Yapısı



1.6.1. Terminal Saç ve Saç Büyüme Döngüsü

Saçlar periyodik bir değişim gösterir. Eski saçlar dökülürken yenileri onların yerlerini

alır. Bu dönem üç devreden oluşur.

Anagen, saçın yeni oluştuğu devredir. Aktif dönemidir.

Katagen, yeni oluşmuş saçın deri yüzeyine doğru hareket ettiği devredir.

Değişim dönemidir.

Telogen, dermal papillanın epidermis hücrelerinden ayrıldığı devredir.




Epidermis hücreleri hacimce küçülür.

Telogenden sonra epidermis hücreleri tekrar yeni saç oluşturmak üzere dermis

hücrelerine doğru uzantı yapmak için dermis tarafından uyarılır. Her dönemde aynı haberler,

aynı sırada verilerek oluşan yeni saç, eski saçın kanalından deri yüzeyine çıkar, eski saç




dökülür. Dinlenme dönemidir.


27

Anagen Katagen Telogen

Şekil 1.2: Saç büyüme döngüsü


1.6.2. Saçın Morfolojisi(Yapı Bilgisi)
Saç dermis ve üzerine yayılmış olan epidermis hücrelerinden oluşur. Saçı meydana

getirecek olan dermis hücreleri önce bir araya gelerek gruplaşır. Dermisten gelen bir haberle

epidermis dermis içine aşağıya doğru uzanmaya başlar. Aşağıya doğru uzanan epidermis

hücreleri daha sonra gruplaşmış dermis hücrelerini çevreleyerek dermal papillayı meydana

getirir. Dermal papillanın oluşumu için bir habere daha gerek vardır. Bu ikinci haber “dermal

papillayı yap” tarzındaki haber, epidermisten gelir ve türe özgüldür. En sonunda dermis

kaynaklı bir haber “dermal papilla”yı yapan epitel hücrelerine ulaşarak onları saç gövdesini

yapmak üzere çabuk bölünmeleri için uyarır. Bu haberde özgüldür.

Dermisten gelen ikinci haber ile çoğalan epidermis hücreleri, deri yüzeyine doğru

hareket ederek üç tip saç hücresine (kütikül korteks, medulla hücreleri) veya iç ve dış kök

kılıfı hücrelerine farklılaşır. Bunların en dışında fibroblast ve yağ bezleri bulunan saç

oluşmuş olur.




28

Şekil 1.3: Saç oluşumunun basamakları


1.6.3. Saçın Bölümleri

Kıl folikülü longitudinal kesitte üç parçadan oluşur.


1.6.3.1. Alt Kısım

Folikül tabanından errektör pili kasının yapışma noktasına kadar uzanır. Kıl

folikülünün en etkin kısmını oluşturur.


1.6.3.2. Orta Kısım

Errektör pili kasının yapışma noktasından sebase kanal girişine kadar uzanan

bölümdür. Çevresini saran küçük sinir lifleri nedeniyle dokunma duyusuyla yakın ilişkidedir.




29

1.6.3.3. Üst Kısım

Sebase kanal girişinden foliküler orifise kadar uzanan kısımdır. Bu bölgede, çok

sayıda dendritik hücre bulunur.

Kıl folikülünün alt kısmının beş ana bileşeni vardır. Bunlar, dermal kıl papillası, kıl

matriksi, kıl, iç ve dış kök kılıflarıdır.

Dermal kıl papillası: Anagen fazda, kıl folikülünün alt kısmı tokmak şeklinde

geniştir ve bulbus olarak adlandırılır. Bulbus, matriks hücreler ve

melanositlerden oluşur. Küçük, yumurta şeklindeki dermal bir yapı (dermal yapı

papillası) kıl bulbusu içine doğru çıkıntı yapmıştır. Papilla, kıl folikülünün

büyümesini sağlar ve devam ettirir. Koyu renk saçlı kişilerde, dermal kıl

papillasında, melanofajlar içerisinde fazla miktarda melanin bulunur. Papillanın

büyüklüğü direkt olarak folikül çapıyla ilişkilidir.

Kıl matriksi: Kıl matriksinde yer alan pluripotent hücreler, kılların ve iç kök

kılıfının oluşmasını sağlar. Dış kök kılıfı ise epidermisin aşağı doğru uzantısı

şeklindedir. Kıl matriksi hücreleri arasında melanositler bulunur ve bunlar

kılların renklerini veren melanin içerir. Elektron mikroskobisinde, matriks

hücreler ilkel epitelyal hücreler gibidir. Az sayıda intermediate flaman, çok

sayıda mitokondri, iyi gelişmiş golgi aparatları ve oldukça büyük nukleositoplazmik




orana sahiptir.

Kıl: Kıl matriksini oluşturan hücreler, yukarı doğru gittikçe, farklı oranlarda

keratinizasyon gösterir. Kıl gövdesinde içeriden dışarıya doğru, medulla,

korteks ve kıl kutikülası yer alır.

İç Kök Kılıfı: İç kök kılıfının en dış kısmı henle tabakasıdır. Tek hücre

kalınlığında olup ilk karotinize olan kısımdır. Üç tabakadan oluşur. Bu üç




tabaka da melanin içermez.

Dış kök kılıfı: Epidermisin aşağı doğru uzantısı şeklindedir. Dış kök kılıfı, kıl

bulbusundan infundibuluma kadar uzanır. Buradan sonra yüzey epidermisi ile

devamlılık gösterir. Dış kök kılıfının bazal hücreleri arasında amelonotik

melanositler bulunur. Bunlar dermabrazyon gibi deri hasarlarından sonra etkin




hâle geçebilir.


30

Şekil 1.4: Saçın yapısı


1.6.4. Kılın Yapısı


1.6.4.1. Pul Tabakası (Kutikul)
Pul tabakası, saçın dış koruyucu örtüsüdür. Kiremit şeklinde dizilmiş 4–10 hücre

tabakasından meydana gelir, macunsu bir madde ile birbirine bağlıdır. Renksiz ve

transparandır. Lif tabakasındaki pigmentlerin verdiği saçın doğal rengini gösterir. Pul

görünümündeki pul tabakası, saçın uç kısmına doğru dizilmiştir. Saçın parlaklığı, pul

tabakasına vuran ışığın yansımasından kaynaklanır. Sağlıklı saç, ışığı düzgün pul yüzeyi

sayesinde parlak şekilde yansıtır.

Gözenekleri açık saçta ise ışığın büyük bir kısmı çözülür, vuran ışık dağıtılır ve emilir.

Saçın genel görünümü pütürlü ve çatlaktır, bu nedenle de mat görünür.

Alkali reaksiyon gösteren preparatlar (dekolaranlar, perma ürünleri) saçta yalnız
sıkış

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder