KUAFÖR ALIŞVERİŞ SİTEMİZ ==>www.kuafor.name
1. SAÇ VE SAÇLI DERİ YAPISI VE
HASTALIKLARI
1.1. Saçlı Deri
1.1.1. Tanımı
Saçlı deri, iyi gelişmiş pigmentlerin oluşturduğu terminal kıllardan meydana gelen ve
kafatasını kaplayan bölgedir.
Resim 1.1: Saç görüntüsü
1.1.2. Yapısı
Saçlı deri üç kısımdan oluşmuştur:
Alt kısım
Orta kısım
Üst kısım
Üst kısmı saçlı deriyi ilgilendirmektedir. Derinin dış koruyucu tabakasıdır. Ölü deri
hücrelerini kaybetmek suretiyle kendisini sürekli olarak korumaktadır. Bu olay çok fazla
düzeyde gerçekleştiğinde “kepeklenme” adını verdiğimiz sonuç ortaya çıkar.
Saç keratin adında ölü bir yapı olan bir proteinden oluşmaktadır. Bu da saçın içersinde
hiçbir sinir ucu bulunmaması ve böylelikle saç kesilirken ya da kimyasal maddeler
uygulandığında herhangi bir acı duyulmaması anlamına gelmektedir.
Birisinin saçımızı çektiğinde hissedilir. Saç derinin içersinde bulunan ve saç folikülü
adı verilen çok küçük bir kesecik içinde oturur, deriye kökünden bağlıdır. Saç teli köküne
sinir uçları bağlı bulunduğundan saç çekildiğinde ya da dimdik olduğunda bu sinirler
aracılığıyla bunlar hissedilebilir. Saç köküne bağlı olan “arrektor pili” (ürperme kası) kası
gerildiğinde saç teli dikleşir. Yağ bezi de saç folikülüne bağlıdır.
Saçın doğal yapıda nemlendiricisi olan sebum’u üretir. Sebum saç kökü çevresinden
deri yüzeyine doğru uzar.
Şekil 1.1: Saçın yapısı
a) Yağ keseciği b) Saç keseciği
c) Saç kökü d) İç kök tabakası
e) Dış kök tabakası f) Saç kılıfı
g) Matriks h) Kıl papillası
1.1.3. Saçın Dokusu
Kalın telli saç
İnce telli saç
Normal telli saç
5
Şekil 1.2: Saçın dokusu
1.1.4. Saçın Cinsi
1.1.4.1. Yağlı (Sebore)
Yağlı baş derisi genellikle cildi yağlı olan kişilerde bulunur. Yağ keselerinin fazla
çalışmasından dolayı saç dipleri yağlanır.
Resim 1.2: Yağlı saçın görüntüsü
6
1.1.4.2. Kuru (Hassas)
Kuru baş derisi genellikle cildi kuru olan kişilerde bulunur. Ayrıca saç kozmetik
ürünlerinin yanlış seçimi ve/veya yanlış kullanımı baş derisini kurutur ve hassaslaştırır.
Problemli baş derisi, saç dökülmeleri ve yıpranmış saçları sağlıklı duruma getirebilmek için
bakım ürünleri vardır.
Resim 1.2: Kuru saçın görüntüsü
1.1.4.3. Kepekli
Kepek çok kimsenin şikâyet ettiği bir husustur. Vücuttaki bazal hücrelerin normalden
fazla çalışması sonucu kepeklenme ortaya çıkar. Vücut, ölen hücreleri daima dışarı atar. Bu
durum baş derisinde fazlaca olursa kepek denilen şey ortaya çıkar. Bilim adamları, iki tür
kepek olduğunu söylüyorlar. Biri pul pul görünümlü, kuru bir kepek, diğeri baş derisine
yapışmış yağlı kepektir.
7
Resim 1.3: Kepekli saçın görüntüsü
1.1.4.4. Natürel
Doğal görünümlü, sağlıklı olan saçtır.
1.1.5. Saçın Durumu
Boyalı ve hassas
Meçli-röfleli
Dekolereli veya çok hassas
Gözenek durumu
Esneklik durumu
Kırık saç uçları
8
Resim 1.4: Sağlıklı, aşınmamış bir saç telinin düğümlenmiş şekilde 400 misli büyütülmüş
görünümü
Resim 1.5: Resimde 400 misli büyütülmüş saç teli bakımsızlıktan dolayı yıpranarak doğal
özelliğini yitirmiş olan saçın görüntüsü
Resim 1.6: Bir saç telinin ortadan ikiye ayrıldığında ve 400 misli büyütüldüğünde saçın içinde
birçok lifin görülmesi
9
Resim 1.7: Yıpranmış saçların durumu
10
Değişik işlemler sebebiyle şekil değiştiren saç görüntüleri
Oluş Sebebi Tedavi Şekli
Bu durum saçın keratin yapısının
değişmesiyle ortaya çıkar.
Hafif asit içeren besleyici bileşikler, lecithin,
yağ kürleri (badem yağı), keratin içeren saç
kozmetik ürünleri kullanılır.
Saçın büyüme bozukluğu sık sık görülür. Bu
durum kendinden olacağı gibi permanant ve
diğer kimyasal bileşimi olan boya, dekolore
gibi işlemler de yol açabilir.
Saç mümkün olduğu ölçüde kesilmelidir.
Hafif asit içeren saç kozmetik maddeleri (saç
bakım kremi) kullanılır.
Bu durum saçın doğal yapısındandır. Bu saçın bozuk oluşu doğal yapısından
dolayı olduğu için tedavisi yoktur.
Güneş ışınlarının rengi emmesi, dekolore,
boya, permanant ve yıpratıcı etkenlerdendir.
Yağlı maddeler (badem yağı), kür kremleri
kullanılır. Buhar banyosu yapılır. Bu
durumdaki saça perma yapılırsa kopabilir.
Şiddetli güneş, fazla ısı, tuzlu deniz suyu ve
bütün kimyasal işlemlerden dolayı bozulur.
Güneşin yıpratıcı etkilerinden koruma ile
kaliteli saç bakım kremleri ve buhar banyosu
Saçın bilinçsiz olarak döndürülmesi,
mizanpli sarışlarında ucun katlanması ve
kimyasal işlemler
Tedavi edilemeyecek kadar bozuk olan
kısımlar kesilir, temizlenir. Yıpranmış
saçlarda uygulanan tedavi şekli bu saçta da
aynen uygulanır.
Dekolore ilacını bilinçsiz olarak kullanmak,
oksijen volümünü yüksek kullanmak ve
açma işleminin sık sık yapılması
Hafif asit içeren saç kürü kremleri, lecithin,
yağ müstehzarları içeren karışımlar
uygulanır.
Bu saç fazla yıprandığından dekolore
yapılmaz. Permanant yapımında ise ilaç
hafifletilerek (saf su ile) kullanılır.
Bu saçın dış yüzeyi artık özelliğini
kaybetmiştir. Sebebi de fazla dekolore
yapılmış olmasıdır. Tedavisi mümkün
olmadığından kesip kısaltmak gerekir.
Yanlış permanant sarılışı, yanlış ayrım ve
permanant lastiklerinin sıkı olup iz
bırakması, fazla sıcak (fön ve maşa)
etkisinden
Bu tür saç bozukluklarının fazla bir tedavisi
yoktur. Çok bozuk kısımlar kesilir. Diğer
taraflarına saçın yapısını düzeltecek
müstahzarlar tatbik edilir.
11
1.2. Saçlı Deri Hastalıkları
1.2.1. Enfeksiyon Hastalıkları
Tinea kapitis(saç mantarı)(saç kıran)
Favus(Kellik)
Kerion celsi
Pedikülasis (parazit) bit, sirke
Bakteriyel
1.2.1.1. Mantar
Çocuklarda çok daha yaygın görülen kafa derisinin bu mantar formu genellikle M.
kanise bağlıdır. Kafa derisinin stratum korneumu ve saçı çevreleyen epiteli tutan bu form
(ektotriks enfeksiyonu) kafa derisinde pembe pullu lezyonlar ve saç tellerinin gövdesinde
kırılma yaparak saç dökülmesine neden olur. Tarak paylaşımıyla çok kolay yayılır.
Enfeksiyon alanları bazen uzun dalga UV ışığı (wood ışığı) altında açık yeşil floresan bir
renk verir.
“T. schoenleini”nin yaptığı başka bir tinea kapitis formunda mantar saç teli gövdesinin
iç kısmını tutar (endotriks) ve şişme, iltihaplanma ile skar (iz ) bırakabilen yoğun yangıya
neden olur.
Resim 1.8: Tinea kapitis
1.2.1.2. Favus (Kellik)
Bir arada yaşama, kötü hijyen koşulları ve kötü beslenme, favusu hazırlayan
faktörlerdir. İnsandan insana geçer. Hayat boyunca devam eder. Devamlı saç kaybı ve saçlı
derinin atrofik sikatrisi alışılmış şeklidir.
Favus daha çok T. schoenleinii, bazen de T. violaceum ile meydana gelmektedir.
Klinik olarak ortasında kırık bir saç olan, fincan biçimli sarı-yeşil mercimek büyüklüğünde
godet(scutulum) denilen kabuklardan oluşur. Atrofik sikatris, cılız, gri-beyaz, normal
uzunlukta saçlarla karakterizedir. Fare veya kedi idrarına benzer özel bir kokusu bulunan
12
skutulum, kuru, çabuk kırılabilen, saf bir mantar kültüründen ibarettir. Kaldırıldığında
altında nemli, düz, parlak, gergin ve atrofik bir deri bulunduğu dikkati çeker. Atrofinin
nedeni henüz açıklanamamıştır. Bir görüşe göre skutulumun yaptığı basınca, diğer bir görüşe
göre ise mantarın deriye verdiği toksinlere bağlanmaktadır. Favusta başın bütün çevresinde
sağlam bir saçlı deri bölgesi kalması, çoğu kez gözlenen bir olaydır.
Yukarıda özellikleri belirtilen klasik klinik şeklin dışında, favusun atipik şekilleri de
bulunmaktadır. Atipik şekillere %5 oranında rastlanır. Kabuklu ve cerahatli olanı impetigoya
benzediğinden “favus impetigoid”, psoriasise (sedef) benzeyen şekline “fanus pitiroid” ve
alopesik (dökülme) olanına da “favus alopesik” adı verilmektedir.
Favus, bütün vücuda yayılabilir. Vücutta ya baştaki gibi skutulumlarla karakterize
veya tinea korporisi andıran şekilde değişikliklere neden olmaktadır.
Resim 1.9: Favus
1.2.1.3. Kerion Celsi (Tinea Kapitis Profundus)
Tinea kapitise iltihabi değişiklikler eklenince adeta bir tümör görünümü ortaya çıkar.
Buna “Kerion” denir.
Kerion celsi 15–20 cm çapta, deriden kabarık, ağrılı, üzeri püstüllü, pis kokulu,
akıntılı, bir veya daha sayıda plaklar hâlinde görülür. İkincil infeksiyona bağlı olarak
sikatrisyel alopesi meydana gelir. Bu plakların üzerindeki kıllar kendiliğinden dökülür.
Kalan kıllar cımbızla çekilirse yağdan kıl çeker gibi kolayca ve ağrısız olarak kıllar çıkar.
Başlama nedeni olarak mantara karşı oluşan alerjik duyarlanma gösterilir.
Resim 1.10: Kerion celsi
13
1.2.1.4. Pedikülasis (Parazit) (Baş Biti)
Kaşıntı sonucu oluşan sıyrıklarda kabuklanma ve içeriği ile yeni bir enfeksiyon
gelişebilir ancak enfeksiyon gelişmezse deride sadece kaşıntının izleri ve kırmızı papüller
görülür. Saçların incelenmesiyle saç tellerin gövdesine yapışık bit yumurtaları görülür.
Dikkatli bir gözlem ile 1 mm’den küçük, gri veya beslendikten sonra kırmızı renkte olan
erişkin bitler de görülebilir. Hareket ettiğinde bir “mobil kepek” izlenimi verir.
Tanıyı doğruyabilmek için bit veya saç gövdesine yapışık olan sirke mikroskobik
olarak tespit edilmelidir.
Resim 1.12: Saç yüzeyinde dolaşan bir bit
Resim 1.11: Pediculosis capitis (yumurtalar ya da sirkeler)
1.2.1.5. Bakteriyel
Çıban, çıbanlar, saç folliküllerine girince başlayan, stafilokok bakterisinin sebep
olduğu iltihaplı noktalardır. Çıban geliştikçe iltihaplı, ağrılı bir şişliğin ortaya çıkmasına
sebep olduğu iltihaplı noktalardır. Çıban geliştikçe iltihaplı, ağrılı bir şişliğin ortaya
çıkmasına sebep olacak şekilde daha fazla kan bu bölgeye ulaşır. Berber kaşıntısı olarak da
bilinir.
Resim 1.13: Çıban
14
1.2.2. Saç Dökülmesi (Alopesi)
Telojen effluvium (strese, bazı ilaçlara, bazı hastalıklara, doğum, dengesiz
beslenme vb. bağlı saç dökülmesi)
Androjenik alopesi (erkeğe has saç dökülmesi)
Alopesi areata (saçlı derideki yer yer saç dökülmesi, saçkıran)
Traksiyon alopesi (kalıcı saç dökülmesi)
Konjenital alopesi (kalıtımsal hastalık nedeniyle saç dökülmesi)
Patern alopesi ( bir bölgedeki saç dökülmesi )
Skar oluşturan alopesi (yaraya bağlı saç dökülmesi)
1.2.2.1. Telojen Effluvium ve Gebelik
Gebelik sonrası telojen effluvium fonksiyonel olarak gecikmiş anajen fazın (ilk evre)
en çarpıcı örneğidir. Yapılan çalışmalar gebeliğin son döneminde telojenin (dinlenme evresi)
iyice azaldığını göstermiştir. Gebeliğin son döneminde anajen oranı %95’e kadar çıkabilir.
Doğumdan sonra genellikle (2 ve 3 ay sonra) anajen saçlar telojen saça döner ve saç
dökülmesi belirgin hâle gelir. Normal saç dökülmesinden 2–3 kat daha fazla saç dökülür. Bu
süre genellikle 2 veya 3 ay sonra başlar ancak 6 aya hatta 1 yıla kadar uzayabilir.
Telojen effluviuma ilaçlar, kaza ile bulaşma sonucu alınan selenyum ve arsenik,
biyotin yetmezliği, damardan beslenme ve aşırı çiğ yumurta akının alımı da sebep olabilir.
Diyaliz hastalarında görülebilir.
1.2.2.2. Androjenik Alopesi
Androjenik alopesi erkeklik hormonu olan androjenler tarafından etkilenen, genetik
olarak yatkın olan kişilerde genellikle ergenlik sonrası dönemde 20’li 30’lu yaşlarda ortaya
çıkan ve öncelikle alın bölgesindeki saç çizgisinin çekilmesi ile sonra da tepe bölgesinin
incelip açılmasıyla ortaya çıkan durumdur. Birçok isim verilmesine rağmen en sık kullanılan
isimler androjenik alopesi, male patern alopesi (erkeklere has saç dökülmesi), olağan kellik
gibi isimlerdir. Tüm kafayı kaplayabileceği gibi büyük sıklıkla şakaklar ve ense bölgesini
tutmaz. Bir hastalık olarak kabul edilmez, onun yerine erkeklerin karakteristik yapısı olarak
kabul edilir. Kadınlarda da androjenik alopesi oluşabilir ancak oluşma şekli farklıdır.
Resim 1.14: Androjenik alopesia
15
1.2.2.3. Alopesi Areata
Alopesi areata (doğuştan), saçlı deride keskin sınırlı saç kaybına neden olan saç
folliküllerin bir otoimmün(bağışıklık sistemi) hastalığıdır.
Alopesi areata çok hızlı başlayarak bir veya iki bölgede yuvarlak alanlar şeklinde saç
dökülmesine neden olur. Tutulan alanda saçlar tamamen dökülene kadar saç kaybı birkaç
gün veya hafta devam eder.
Resim 1.15: Alopesi areata
1.2.2.4. Traksiyon Alopesi
Devamlı saç çekmeleri etkilenen alanların saç kaybına neden olur. Örneğin, saçları
düzleştirmek için bazı aletler kullanıldığında görülür. Bu durum, küçük çocukların kafalarını
devamlı yastığa sürtmesine bağlı da oluşabilir. Bazen hastalar saçlarını şiddetle çeker ve
dökülmelerine neden olurlar. Bu garip davranışın nedeni bilinmez. En önemli ayırıcı tanı
alopesi areatadır.
Resim 1.16: Traksiyon alopesi
16
1.2.2.5. Konjenital Alopesi
Konjenital alopesi tek başına görülebilir veya diğer konjenital hastalıklarla beraber
bulunabilir. Bazen kafa derisinde saç gelişimi çok yavaştır. Saç yoğunluğu düşüktür. Tepede
saç kaybının olduğu skarlı bir bölgenin varlığı, konjenital alopesinin nadir görülen başka bir
tipi olabilir.
Resim 1.17: Konjenital alopesi
1.2.2.6. Patern Alopesi
Daha çok erkeklerde görülen ve yaygın saptanan bir alopesi formudur. Kafa derisinin
belli bölgelerinde simetrik olarak gelişen ve bazı hastalarda tamamen saç kaybına neden
olabilen baskın geçişli ve ilerleyici bir hastalıktır.
Resim 1.18: Patern alopesi
17
1.2.2.7. Skar (İz) Oluşturan Alopesi
Kafa dersinde follikül kaybı yapabilen herhangi bir yangılı süreç, etkilenen alanlarda
kalıcı saç kaybına neden olur. Mekanik travma, yanıklar, bakteriyel enfeksiyonlar ve ağır
yangılı tinea kapitis, kalıcı saç kaybı ve skar oluşturacak kadar hasar yapabilir.
Genellikle etkilenen alanda skar oluşumu ve follikül açılım deliklerinin kaybı olur.
Kalan birkaç follikülde ise şekil bozulur ve genişleyerek içinden çok sayıda saç çıkar. Bir
diğer hastalıkta ise psödopelad olarak bilinen garip ve açıklanamayan bir skar oluşumu
vardır. Bu durum, yangılı olmayan ve küçük yuvarlak skarlı ve saçsız alanlarla
karakterizedir.
Resim 1.19: Skar oluşturan alopesi
1.2.3. Seboreik Dermatit ve Psoriasis
1.2.3.1. Sebore
Derideki yağ bezlerinin çalışma bozukluğu nedeniyle meydana gelen kepek yani
“Sebore” hastalığı da bir deri hastalığıdır. Kalıtımla ilgilidir. En çok erkeklerde görülür.
Saçın derisi pul pul kabarır.
1.2.3.2. Seboreik Dermatit
Bu yaygın egzematöz hastalık karakteristik olarak fleksiyon bölgelerinde, gövdenin
orta kısımlarında ve saçlı bölgelerde görülür. Hastalığın bu bölgelerdeki normal deri
florasının aşırı çoğalmasına bağlı olarak geliştiğine inanılmaktadır.
Etkilenen bölgelerde pullu, akıntılı veya kabuklu olabilen kırmızı ve kaşıntılı
lezyonlar görülür. Bu durum yavaşça geliştiğinde pullanma daha yaygın olarak ortaya çıkar.
Saçlı deride beliren “kepek” örneğinde olduğu gibi hafif pullanma eritem olmadan bile
seboreik dermatit görülebilir. Ağır olgularda kaşlar da etkilenebilir.
18
Resim 1.20: Seboreik dermatitte sık tutulan bölgeler, seboreik dermatite bağlı kulakta pullanma
1.2.3.3. Psoriasis
Psoriasis nedeni bilinmeyen ve genetik yönü olan yangısal bir hastalıktır. Dizler,
dirsekler ve saçlı deri çok sık tutulur. Tipik lezyonlar kırmızı, deri kalkık, pullu ve/veya
sınırlıdır.
Resim 1.21: Saçlı deri kenarlarında psoriasis
1.2.4. Viral Hastalıklar
1.2.4.1. Siğil
Cilt hastalıklarındaki özelliklere sahiptir.
Resim 1.22: Siğil
19
1.2.5. Pigmentasyon Bozuklukları
Saçın rengi, bulbustaki melanositler tarafından sentezlenen melanin pigmenti
tarafından sağlanır. Saçın grileşmesi ya da ağarması, bulbusdaki melanositlerin sayılarının
azalmasına bağlıdır. Yaşam boyunca edinsel olarak saçın grileşmesi veya beyazlaşması
olağan bir gelişim olduğundan fizyolojik olarak kabul edilebilir. Beyaz ırkta bu durumun 20
yaşın altında başlaması ise anormal olarak değerlendirilir.
Erken beyazlanma ailesel bir eğilimle olabilmektedir, ayrıca bazı sendromlara eşlik
edebilmektedir. Süratli beyazlaşma akut ateşli hastalıklarda, hipertiroidi gibi ağır endokrin
bozukluklarda, yoğun ruhsal streste, pernisiyöz anemi, malnütrisyon ve malign tümörlerde
görülebilmektedir.
1.2.5.1. Vitiligo
Cilt hastalıklarındaki özelliklere sahiptir.
Resim 1.23: Vitiligo
1.2.5.2. Albinizm
Cilt hastalıklarındaki özelliklere sahiptir.
Resim 1.24: Albinizm
20
1.2.6. Doğumsal
1.2.6.1. Saçın Yapısal Bozuklukları
Kılın yapısal bozuklukları oldukça sık olarak görülmektedir. Kalıtsal veya edinsel
olabilen bu bozukluklar kimi zaman altta yatan bir başka hastalığın göstergesi de olabilir.
Saçlarda çeşitli çevresel faktörler veya fiziksel ve kimyasal kozmetik faktörlerin etkisiyle bir
takım hasarlanmalar ortaya çıkabilmektedir. Aşırı saç şekillendirme işlemleri, yıkama,
friksiyon, güneş ışınlarına aşırı maruz kalma, rüzgâr, su ile aşırı temas saçta hasar
oluşturabilir. Bu bozuklukların tanısı dikkatli bir klinik muayenenin yanı sıra, saçların ışık
mikroskobunda incelenmesiyle kolayca konabilir.
Pili annulati: Saçta koyu ve açık renk bantlarının bulunmasıdır. Açık renk,
korteks ve medulladaki hava boşluklarının refleksine bağlıdır. Saçlarda frajilite
(kırılganlık) vardır. Otozomal dominant geçişlidir.
Moniletriks: Kıl gövdesinde düzenli aralıklarla tekrarlayan incelmelerin
olduğu, otozomal dominant karakterli bir yapım kusurudur. Bu incelme
yerlerinde medulla bulunmaz. İnce bölgeler açık renkli görünür. Saçlar, saçlı
deriye yakın bölgelerde kırılır.
Pili torti: Kıllar, yassılaşmış, uzun eksenleri etrafında 180 0C torsiyone
(dönmüş) olmuş ve kırılganlıkları artmıştır. Birlikte diş bozuklukları, tırnak
hastalıkları, mental gerilik de görülebilir. Genellikle otozomal dominant kalıtsal
geçiş görülür.
Trikoreksis nodoza: Kıl sapı boyunca küçük, teşbih tanesi şeklinde nodüller
vardır. Saçlar kolaylıkla kırılır. Nodüller mikroskopta incelenirse iki süpürgenin
birbirine geçmesi gibi bir görüntü vardır. Başlıca etken travmadır.
Trikoptilozis: Kılın distal ucunun longitüdinal ( uzunlamasına) yarılmasıdır.
Travmaya bağlı olarak gelişir.
Trikoreksis invajinata (bambu saç): Kılda nodüler bir kalınlaşma vardır,
çanak tarzında genişleme gösteren kıl sapı, çomak şeklindeki distal parçayı
sarar. Mikroskopide birbirine geçmiş bambu kamışı görüntüsü izlenir. Saçlar
soluk, mat ve frajildir. Çoğunlukla ihtiyozis linearis sirkumfleksada görülür.
Pili Bifurkati: Saçlar bifurkasyon ( çatallanma ) gösterir.
Yün Yumağı Saçı: Saçlar bir yün yumağı görünümündedir. Siyah ırkta doğal
olarak kabul edilirken beyaz ırkta anormal olarak değerlendirilir. Lokalize
(bölgesel) veya jeneralize (genel) olabilir, genellikle kalıtsaldır.
21
Taranamayan saç sendromu (pili trianguli et kanalikuli): Enine kesitte
üçgen, oval veya böbrek şeklinde olan saçlardır. Saçlar genellikle sarı, kuru,
kabadır; taranarak yatırılması mümkün değildir. Çoğunlukla üç yaş civarında
farkedilir, geç çocukluk döneminde spontan (kendiliğinden) iyileşme görülür.
Resim 1.25: Saçın yapısal bozuklukları
1) Normal kıl, 2) Pili annulati, 3) Moniletriks, 4) Pili torti, 5) Trikoreksis nodoza, 6)
Trikoptilozis, 7) Psödomoniletriks, 8–9) Trikoreksis invaginata, 10) Pili bifurkati
1.2.7. Alerjik Kontakt Dermatit
Alerjik kontakt dermatit bir ajanla temas olduğunda gecikmiş tip aşırı duyarlılık
reaksiyonu sonucu deride görülen egzematöz bir döküntüdür.
“Alerjenle” deri temasının olduğu yerlerde döküntüler gelişir. Ancak bazen,
bilinmeyen nedenlerden dolayı bu sınırların dışına da çıkar. Reaksiyonun şiddeti ve hızı
kişiye göre çok değişkendir. Çok akut olduğunda sorumlu madde ile temastan birkaç saat
sonra reaksiyon oluşur. Bunun gibi reaksiyonlar (örneğin Amerika’da sık görülen zehirli
sarmaşık) temas durumunda oluşur. İlk başta kaşıntı olur ve etkilenen alan kızarmaya,
şişmeye ve vezikül oluşturmaya başlar. Daha sonra alan pullanır ve fissürler oluşur.
Çok sayıda madde, alerjik kontakt dermatit yapabilir. Nikel dermatiti en yaygın
görülenlerindendir. Birleşik Krallık’ta kadınların %5’i nikele duyarlıdır. Duyarlı kişiler,
nikelin bulunduğu paslanmaz çelik maddelerini kullanamaz ve çelik düğmeler altında
döküntü gelişebilir. Nikele duyarlı olanlar “dikromat” ve diğer kromat tuzlarına karşı da
reaksiyon geliştirebilir.
Diğer örnekler, silgideki kimyasal maddeler [örneğin merkaptobenztiazol (MBT) ]
tiuram ve formalindir. Bazen alerjiler boyalara karşı da gelişebilir. Boyalara karşı alerjileri
olan kişilerin giydikleri elbiseleri de dermatit yapabilir. Lanolin (koyunyünü yağı, birçok
krem ve merhemde bulunur) ve parfümler de kozmetik kullanım sonrası alerji yapabilir.
Etilendiamin, vioform, neomisin ve lokal anastezikler de bazen tropikal krem veya merhem
kullanımından sonra dermatit(egzama) yapabilir. Boyalar (siyah saç boyası
parafenilendiamin gibi) da kontakt dermatit(temas egzaması) yapabilir. Bazı maddeler
duyarlılık oluşturduklarının bilinmesinden dolayı genellikle tropikal olarak kullanılmaz.
Örneğin, penisilin ve sulfanomidler
22
Resim 1.26: Parafenilendiamin saç boyasına bağlı gelişen alerjik kontakt dermatit
1.2.8. Saç Gövdesi Hastalıkları
Saç gövdesi hastalıkları konjental veya çoğunlukla sonradan olabilir. Bütün uzun
saçların uç kısımları iklimsel özelliklere, devamlı yıkamaya ve sürekli taramaya bağlı olarak
kırılabilir.
Parmaklar arasında saçları bükmek ve obsessif (sık tekrarlayan ) bir şekilde saçlarla
uğraşmak, trikoreksis nodoza olarak bilinen özel tip mikroskobu ve elektron mikroskobu
kullanılarak saç gövdesinde genişlemeler (düğümler) saptanır. Bu düğümler, kopar ve
saçaklanma benzeri bir görünüm alarak “boyama fırçası” şeklinde uçlar bırakır. Bu durum,
saç kırılmalarına ve hatta saç kaybı şikâyetlerine neden olur.
23
Resim 1.27: Trikoreksis nodozanın elektron mikroskobunda saptanan saç gövdesindeki fırça
benzeri kırılma
Resim 1.2: Moniletrikste saç gövdesinin fuziform genişlemesi ve incelmesi
1.3. Saçlı Deriye Kan Temini (Beslenmesi)
1.3.1. Kan Damarları
Dermiste birçok kan damarı bulunur. Bazı kapillerler saç köklerine besin getirmek için
saç papillası içine doğru uzanır. Diğerleri ter içinde uzaklaştırılan artık ürünleri getiren ter
bezleri çevresine uzantı yapar. Yüzeye yakın kan damarları vücut fazla ısındığı zaman
genişlemiş hâle gelebilir. Deri kızarır ve radyasyon, ısının deri çevresindeki havanın
kaybedilmesine sebep olur.
24
Isı kondüksiyonu (ısının taşınması) ısının deriyle temas eden giysilere ve diğer
cisimlere geçişiyle meydana gelir. Konveksiyon (dağılım) deriyle temas eden hava akımları
yoluyla ısı kaybına sebep olur.
Vücut soğuk olduğu zaman derideki kan damarları kasılır. Böylece kan damarları
yüzeyden uzaklaştığı için radyasyon ve kondüksiyon ( iletim ) azalır. Deri daha soluk
görünür. Akciğerlerden sıcak hava verildiği zaman idrar ve dışkı atıldığı zaman ısı
kaybedilmesine rağmen terleme sabit vücut sıcaklığını sağlayan ve kontrol eden temel
yöntemdir.
Saç folikülleriyle birlikte bulunan küçücük arrrektör pili(ürperme) kasları deri soğuk
olduğu zaman kasılabilir. Kasılma az miktarda ısı meydana getirir ve derinin sivilce gibi
diken diken olmasına yol açar. Bu kasların kasılması korku hâlinde folikülün pozisyonunu
değiştirerek tüyleri ucundan dikleştirir.
Yalıtkan bir deri altı yağı tabakası deriyi altındaki kaslardan ayırır.
Resim 1.29: Kan damarları
1.4. Saç ve Saçlı Derinin Sağlığı
Saç sağlığı denilince saçlı derideki 100.000 adet veya daha fazla kıl yapısının genel
durumundan bahsedilmektedir. İyi durumdaki saç kendini hemen belli eder. Parlar, kolay
şekil alır veya yalnızca iyi görünür. Kozmetik uygulamalar ve fiziksel faktörlerin yanı sıra
iyi beslenememe, anemi, uzun süreli açlık, protein eksiklikleri ve hormonal bozukluklar gibi
sistemik hastalıklar sonucu saç sağlığı kaybedilebilir. Yaşlanma da saçlarda değişikliklere
neden olur. Uzama hızı ve saç miktarı yaşla azalır, ancak saçın yapısal özellikleri yaşlılarda
genellikle normaldir. Parlaklık, saç sağlığının en önemli göstergelerinden birisidir. Işığın
yansımasını sağlayan bu özellik, kıl gövdesindeki kutikülanın sağlamlığı ile ilişkilidir. Eğer
kutiküla sağlam ise saç korteksi ısı veya kimyasal maddelerden etkilenmemişse ve saç
yağlanmamışsa saç iyi durumdadır ve parlar. Saçlar uygun şampuanlarla yıkanır ve uygun
şekilde bakılıp uçları düzenli olarak kesilerek kırıklar engellenir. Sık olarak perma
yaptırılmazsa ve saç boyama işlemlerinde belirli sıralar takip edilirse uzun süre sağlıklı
kalabilir. Kıl kutikülası zarar görmüşse saçın bu kısmı cansız kepeklerden oluştuğu için tamir
etmek zor olur. Saçların saçlı deriden ilk çıktıkları yerlerde kutiküla, yaklaşık on kat kepek
tabakasından oluşur. Bu kepek tabakası 3-4 m kadardır ve uzun süre (6 yıl) kılı korur.
25
Zamanla bu kepekler yıpranmaya başlar. Aslında doğal olan bu süreç, friksiyon, güneş ışığı,
kimyasal maddeler, deniz suyunun tuzu, ıslanma-kuruma, yüksek ısılı kurutucular
kullanılması ve saçın uzatılması gibi durumlarda hızlanır.
Kıl döngüsünün telogen veya erken anagen fazlarında dökülmeden önce kıllar kutiküla
ve ardından da kortekste kırılmalar gösterir. İnvivo (canlı) ve invitro (cansız) çalışmalarda,
saçların taranma, fırçalanma, soldurma ve perma uygulamaları sonrasında yıprandığı
gösterilmiştir. UV ve ıslanma gibi faktörler de yıpranmada etkilidir. Anagen fazın uzun
olması, fiziki ve kozmetik uygulamaların daha sık olması nedenleriyle saçlarda, vücudun
tüm diğer kıllarından daha derin kutikülar ve kortikal dejenerasyonlar görülür. Saçın
kimyasal yapısına en çok hasar veren işlem kalıcı dalgalardır. Bu işlem için önce disülfür
bağları kırılır, daha sonra nötralizasyon işlemi sırasında dalgalı görünümü sağlayacak bağlar
yeniden oluşturulur. Bu nedenle sık tekrarlanmamalı ve işlem sonrası saç bakımına özen
gösterilmelidir. Boyalar ve renk açıcı işlemler de saçın kimyasal yapısına hasar verir.
Boyanın etkili olabilmesi için kutikülaya penetre olması ve kortekse girerek etkili olması
gerekmektedir. Çeşitli derecelerde saç hasarı kaçınılmazdır. Kozmetik işlemler saçlı deri
içerisindeki kıl foliküllerini etkilemez ancak kimyasal yanıklar gelişirse folikül hücreleri
etkilenerek kıl kaybına yol açabilir. Şampuanlama işleminin kendisi saçlarda hasara neden
olmaz çünkü şampuanlar kutikülayı uzaklaştırmaz.
Güneş ışığı ile kıllarda renk açılması olmaktadır. Doğal olarak daha az miktarda
melanin içeren kıllarda yıpranma daha az olur. Güneşe maruz kalan bölgelerde kıllar güneşle
solabilir. Çok koyu renk saçlarda renk açılması daha belirgin olur. Güneş ışığı, saç kuruluğu,
yapıda kabalaşma, gerilimde azalma, kolay kırılabilirlik, renk, nem ve parlaklık kaybı
yapabilir. Kahverengi saçlarda, eumelanin pigmentinin güneş ışınları etkisi ile oksidasyonu
sonucu, renk solması gerçekleşir.
1.5. Saç Sağlığını Etkileyen Sebepler
“Saçlar sağlığın aynasıdır” sözü çok yerinde söylenmiştir. Çünkü insanın fiziksel ve
ruhsal sağlığına, hatta kişiliğine önemli etkisi olan saçların da sağlıklı olmaya ve ciddi bir
bakıma ihtiyacı vardır.
Saçlar pek çok şeyden etkilenir. Bunları şöyle sıralayabiliriz:
Genetik faktörler: Genetik, anne, baba, kardeş ve yakın akrabalarıyla olan kan
bağı benzerliğidir. Buna soya çekim de denir. Aile fertlerinde ve yakın
akrabalıklarda sima (yüz) benzerliği, saç yapısı (ince telli zayıf veya kalın telli
gür, düz ya da dalgalı) göz rengi gibi benzerlikler görülür. Saçtaki genetik
farklılık her insanın doğal yapısından kaynaklandığı için sonradan önemli bir
değişikliğe uğramaz.
Çeşitli hastalıklar: “Geçici saç dökülmesi” başlığı altında saç dökülmesine
sebep olan hastalıkları saydık.
26
Hormonal dengesizlik: Kadın ve erkeklerde belli bir yaş döneminden sonra
gebelik ve lohosalıkta meydana gelen “hormonal dengesizlik”ler saç
dökülmesine tesir etmektedir.
Yanlış beslenme: Vücudun ve bilhassa saçın beslenmesi için gerekli olan A, B,
C, D ve E vitaminlerini ve bazı mineralleri yeteri kadar almayan kimseler ile
diyet veya zayıflama rejimini yanlış yapanların saçı zayıflar ve dökülür.
Güneş ve deniz suyu: Aşırı güneş ışınları, denizin tuzlu suyu, havuzlardaki
klorlu sular, hava ve çevre kirliliği, saçların kalitesini bozar. Matlaştırır, cansız
bir görünüme sokar. Uçları çatallaşıp kırılır ve dökülür.
Aşırı yorgunluk ve stres: Aşırı yorgunluk ve stres, insan vücudundaki bütün
organları önemli şekilde etkiler. Sinir sistemi ve kan dolaşımının etkisinde olan
saçlar da zayıflar ve dökülme görülür.
Kış mevsiminde, kapalı yerde: Kışın kapalı yerlerde hareketsiz yaşantı, kuru
ve kalorisi fazla ağır gıdalar, vücudun bazı organlarında rahatsızlık yaptığı gibi
derinin ve saçın ihtiyacı olan hayat suyunun kaybına ve kan dolaşımının
yavaşlamasına sebep olacağından saçın gelişip büyümesine engel olur.
Yanlış bakım: Bazı kimseler saç bakımına önem verdikleri zannederler ama
saçları için çok önemli olan şampuan seçiminde, fırça ve tarak konusunda fazla
bilgileri olmadığı için yanlış seçim yaparlar. Kalitesiz şampuan, sert ve naylon
fırça ile bozuk ve kırık dişli tarak saçları bozar, matlaştırır, kurutur kırılmasına
sebep olur. Sanayi ürünü sert ve kalitesiz şampuan, saçın öz yapısını ve saçlı
deriyi bozar, bazen alerjik durumlara da yol açar.
1.6. Saç Yapısı
1.6.1. Terminal Saç ve Saç Büyüme Döngüsü
Saçlar periyodik bir değişim gösterir. Eski saçlar dökülürken yenileri onların yerlerini
alır. Bu dönem üç devreden oluşur.
Anagen, saçın yeni oluştuğu devredir. Aktif dönemidir.
Katagen, yeni oluşmuş saçın deri yüzeyine doğru hareket ettiği devredir.
Değişim dönemidir.
Telogen, dermal papillanın epidermis hücrelerinden ayrıldığı devredir.
Epidermis hücreleri hacimce küçülür.
Telogenden sonra epidermis hücreleri tekrar yeni saç oluşturmak üzere dermis
hücrelerine doğru uzantı yapmak için dermis tarafından uyarılır. Her dönemde aynı haberler,
aynı sırada verilerek oluşan yeni saç, eski saçın kanalından deri yüzeyine çıkar, eski saç
dökülür. Dinlenme dönemidir.
27
Anagen Katagen Telogen
Şekil 1.2: Saç büyüme döngüsü
1.6.2. Saçın Morfolojisi(Yapı Bilgisi)
Saç dermis ve üzerine yayılmış olan epidermis hücrelerinden oluşur. Saçı meydana
getirecek olan dermis hücreleri önce bir araya gelerek gruplaşır. Dermisten gelen bir haberle
epidermis dermis içine aşağıya doğru uzanmaya başlar. Aşağıya doğru uzanan epidermis
hücreleri daha sonra gruplaşmış dermis hücrelerini çevreleyerek dermal papillayı meydana
getirir. Dermal papillanın oluşumu için bir habere daha gerek vardır. Bu ikinci haber “dermal
papillayı yap” tarzındaki haber, epidermisten gelir ve türe özgüldür. En sonunda dermis
kaynaklı bir haber “dermal papilla”yı yapan epitel hücrelerine ulaşarak onları saç gövdesini
yapmak üzere çabuk bölünmeleri için uyarır. Bu haberde özgüldür.
Dermisten gelen ikinci haber ile çoğalan epidermis hücreleri, deri yüzeyine doğru
hareket ederek üç tip saç hücresine (kütikül korteks, medulla hücreleri) veya iç ve dış kök
kılıfı hücrelerine farklılaşır. Bunların en dışında fibroblast ve yağ bezleri bulunan saç
oluşmuş olur.
28
Şekil 1.3: Saç oluşumunun basamakları
1.6.3. Saçın Bölümleri
Kıl folikülü longitudinal kesitte üç parçadan oluşur.
1.6.3.1. Alt Kısım
Folikül tabanından errektör pili kasının yapışma noktasına kadar uzanır. Kıl
folikülünün en etkin kısmını oluşturur.
1.6.3.2. Orta Kısım
Errektör pili kasının yapışma noktasından sebase kanal girişine kadar uzanan
bölümdür. Çevresini saran küçük sinir lifleri nedeniyle dokunma duyusuyla yakın ilişkidedir.
29
1.6.3.3. Üst Kısım
Sebase kanal girişinden foliküler orifise kadar uzanan kısımdır. Bu bölgede, çok
sayıda dendritik hücre bulunur.
Kıl folikülünün alt kısmının beş ana bileşeni vardır. Bunlar, dermal kıl papillası, kıl
matriksi, kıl, iç ve dış kök kılıflarıdır.
Dermal kıl papillası: Anagen fazda, kıl folikülünün alt kısmı tokmak şeklinde
geniştir ve bulbus olarak adlandırılır. Bulbus, matriks hücreler ve
melanositlerden oluşur. Küçük, yumurta şeklindeki dermal bir yapı (dermal yapı
papillası) kıl bulbusu içine doğru çıkıntı yapmıştır. Papilla, kıl folikülünün
büyümesini sağlar ve devam ettirir. Koyu renk saçlı kişilerde, dermal kıl
papillasında, melanofajlar içerisinde fazla miktarda melanin bulunur. Papillanın
büyüklüğü direkt olarak folikül çapıyla ilişkilidir.
Kıl matriksi: Kıl matriksinde yer alan pluripotent hücreler, kılların ve iç kök
kılıfının oluşmasını sağlar. Dış kök kılıfı ise epidermisin aşağı doğru uzantısı
şeklindedir. Kıl matriksi hücreleri arasında melanositler bulunur ve bunlar
kılların renklerini veren melanin içerir. Elektron mikroskobisinde, matriks
hücreler ilkel epitelyal hücreler gibidir. Az sayıda intermediate flaman, çok
sayıda mitokondri, iyi gelişmiş golgi aparatları ve oldukça büyük nukleositoplazmik
orana sahiptir.
Kıl: Kıl matriksini oluşturan hücreler, yukarı doğru gittikçe, farklı oranlarda
keratinizasyon gösterir. Kıl gövdesinde içeriden dışarıya doğru, medulla,
korteks ve kıl kutikülası yer alır.
İç Kök Kılıfı: İç kök kılıfının en dış kısmı henle tabakasıdır. Tek hücre
kalınlığında olup ilk karotinize olan kısımdır. Üç tabakadan oluşur. Bu üç
tabaka da melanin içermez.
Dış kök kılıfı: Epidermisin aşağı doğru uzantısı şeklindedir. Dış kök kılıfı, kıl
bulbusundan infundibuluma kadar uzanır. Buradan sonra yüzey epidermisi ile
devamlılık gösterir. Dış kök kılıfının bazal hücreleri arasında amelonotik
melanositler bulunur. Bunlar dermabrazyon gibi deri hasarlarından sonra etkin
hâle geçebilir.
30
Şekil 1.4: Saçın yapısı
1.6.4. Kılın Yapısı
1.6.4.1. Pul Tabakası (Kutikul)
Pul tabakası, saçın dış koruyucu örtüsüdür. Kiremit şeklinde dizilmiş 4–10 hücre
tabakasından meydana gelir, macunsu bir madde ile birbirine bağlıdır. Renksiz ve
transparandır. Lif tabakasındaki pigmentlerin verdiği saçın doğal rengini gösterir. Pul
görünümündeki pul tabakası, saçın uç kısmına doğru dizilmiştir. Saçın parlaklığı, pul
tabakasına vuran ışığın yansımasından kaynaklanır. Sağlıklı saç, ışığı düzgün pul yüzeyi
sayesinde parlak şekilde yansıtır.
Gözenekleri açık saçta ise ışığın büyük bir kısmı çözülür, vuran ışık dağıtılır ve emilir.
Saçın genel görünümü pütürlü ve çatlaktır, bu nedenle de mat görünür.
Alkali reaksiyon gösteren preparatlar (dekolaranlar, perma ürünleri) saçta yalnız
sıkış
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder